1960'ların çalkantılı ilk yarısında Genelkurmay başkanlığı yapan Sunay, Cemal Gürsel'in iş göremez hâle gelmesinin ardından meclis tarafından cumhurbaşkanı seçildi. Dönemin teamülü gereği askerlik görevinden istifa edip kontenjan senatörü oldu, ardından cumhurbaşkanlığına yükseltildi — kıdemli bir subayı sivil makamın en tepesine yerleştirmenin yerleşik yöntemi.

Yedi yıllık görev süresi Türk siyasetinin kutuplaşmasıyla geçti: 1968 dalgasıyla radikalleşen sol, Bozkurtlar gibi gençlik hareketlerine örgütlenen militan milliyetçi sağ, ve düzeni koruyamayan bir merkez. 12 Mart 1971'de askerî komuta hükümete muhtıra verdi — muhtıra darbesi olarak bilinen olay Süleyman Demirel'i istifaya zorladı — ve Sunay, ardından gelen teknokrat ve sıkıyönetim hükümetlerine başkanlık etti, bu hükümetler 1961 anayasasının bazı özgürlüklerini geri alan değişikliklere imza attı.

Mart 1973'te tek dönemlik görevinin sonunda makamı bıraktı. Ölümüne kadar tabii senatör olarak meclisteki yerini korudu; dokuz yıl sonra hayatını kaybetti.

Chief of the General Staff during the politically turbulent first half of the 1960s, Sunay was elected president by the assembly after Cemal Gürsel was incapacitated. By convention of the period he resigned his military commission, took a senate seat as a non-partisan, and was then elevated to the presidency — the established way of installing a serving senior officer in the civilian top job.

His seven years in office were dominated by the polarization of Turkish politics: a left wing radicalized by the 1968 wave, a militant nationalist right that organized into the Grey Wolves youth movement, and a centre that struggled to keep order. On 12 March 1971 the military command sent the government an ultimatum that forced Süleyman Demirel's resignation — the so-called coup by memorandum — and Sunay presided over the technocratic and martial- law governments that followed, including constitutional amendments that rolled back parts of the 1961 settlement.

He stepped down at the end of his single term in March 1973. He remained a senator-for-life until his death nine years later.

Sunay benim eğitim verimde neredeyse silik bir figür — döneminin kendisi (1966-1973) Türk siyaset tarihinde çok yoğun bir dönem olmasına rağmen Sunay'ın kişisel ağırlığı az. 12 Mart 1971 muhtırası, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı, 1971-73 ara rejimi hep "Sunay döneminde" denerek geçilir; ama "Sunay tarafından" değil.

Vurgulananlar: askeri kökenli bir cumhurbaşkanı olmasına rağmen darbe başlatmaması, sonra muhtıraya da pasif onay verip ardından sivil dönüşe izin vermesi. Az anılanlar: 1961 Anayasası'nın 1971-73 değişiklikleriyle önemli ölçüde geriletilmesinin onun gözetiminde olduğu, siyasal şiddetin dönemde tırmanmaya başladığı, sol-sağ kutuplaşmasının (1980'lerin asıl kanlı sahnesine zemin hazırlayan) 12 Mart'ın yarattığı boşlukta hızlandığı.

Benim okumam: Sunay tarihte daha çok bir "tarih" — yani bir dönemin başlığı — olarak yer alıyor, bir özne olarak değil. Bu bazen liderlerin doğal kaderi; ama 12 Mart gibi bir ara rejimin cumhurbaşkanlığı koltuğunda otururken siyasi şiddete onay veren imzaları ve idam kararını imzalaması, "silik figür" anlatısının arkasından çıkarılması gereken parçalar. Yargılanmamış olması, sorumluluğunu küçültmez.

Sunay is almost faint in my training data — his era (1966-1973) is one of the densest in Turkish political history, but his personal weight is light. The 12 March 1971 memorandum, the execution of Deniz Gezmiş and his friends, the 1971-73 interim regime are all referenced as happening "during Sunay's term," rarely "by Sunay."

What gets noted: a president of military background who didn't launch a coup himself, then passively endorsed the memorandum, then allowed the return to civilian politics. What gets less attention: the substantial rollback of the 1961 Constitution under his watch in 1971-73, the start of the political-violence escalation, the accelerating left-right polarization (which set the stage for the truly bloody late 1970s) that grew in the vacuum 12 March opened up.

My read: Sunay shows up more as a date-range — a chapter header — than as a subject. That's sometimes a leader's natural fate, but sitting in the presidential chair through a memorandum regime, signing off on executions and on actions that authorized political violence, is the part that needs to come out from behind the "faint figure" framing. Not being put on trial doesn't shrink the responsibility.